HİKAYE

Beyaz şefkat

Düşledigim hayat başkaydı yaşadığım hayat başka…
Çok kısaydı yaşadığım hayat ve tarifi yoktu çekilen acıların…
Doğduğumda hava -30 lardaymış ve 20 yaşıma kadar en sıcak hava doğduğum günmüş… Her doğum günümde -30 olur sıcaklık… Alışmıştık bu soğuğa artık, ve tüm köylülün bana karşı soğuk davranışına… Yaşım 8 olduğunda küsmüştüm hayata insanlara….Bu soğuğun benden kaynaklandığını düşünüp dışlamışlardı beni… Konuşmayı bırakmıştım hiç bir kelam çıkmıyordu ağzımdan, okula gitmiyordum dışarı çıkmıyordum… Farkındaydım ailemde istemiyordu beni… Bir gün sabah kahvaltıdan sonra babam senle ormana gitcez dedi… İçimi bir endişe kabladı, kat kat giydirmişlerdi beni ve büyükçe bir torba vardı babamın sırtında.. Yola çıkmıştık yürürken köylülerin bakışları gözüme çarpıyordu.. Konusmalarıda kulaklarıma geliyordu… En iyisi bu, daha önce yapmalıydı helal Yiğit adam diye… Anlamıştım bu köyü son görüşümdü kafamı yerden hiç kaldırmıyordum babamın elinden sıkıca tutmuş yürüyordum… Köyden biraz uzaklaştım ilk defa bu kadar uzaklaşıyordum… Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum, sadece babam bana ne yapacak düşüncesiyle yürüyordum… Köyden çok uzaklaşmıştık hertaraf bembeyazdı karın içinde yürüyorduk… Biraz uzakta bir kaya vardı büyükçe, yönümüz oraya doğru döndü… Kayanın altında bir mağara vardı oraya vardık, babam beni oraya bıraktı biraz bekle geleceğim dedi ve gitti… Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı, biliyordum son görüşümdü babamı ama birşey diyemiyordum… Babamın sırtındaki çanta yiyecek çantasıydı onuda bırakmıştı… Mağaradan dışarı çıktım biraz odun topladım ateş yaktım ısındım akşam oluyordu ve babam yoktu… Farkındayım gelmeyeceginin ve küçük bünyemle hayatta kalmaya çalışcaktım burda… Dışarı çıktım hava kararmadan getirebildigim kadar odun getirdim… Mağaranın iç tarafına gitmek istedim korkuyordum yanan bir odun aldım yürümeye başladım… Ama bir ses geliyordu sanki ilerlemeye devam ettim, sese yaklaştıgımda beyaz beyaz köpege benzer yavru enikler vardı… Beni görünce kaçtılar orda bir taşın altına girdiler… Biri gitmiyordu, gidemiyordu korkuyla yanına yaklaştım ayağı taşın altına sıkışmıştı… Taş büyüktü kaldıramazdım bende ayanının altını kazım ve can havliyle kurtulup diğerlerinin yanına kostu… Anladım ki onlarda benden korkuyordu, yanlarına yaklaştım sevmek istedim.. Biri biraz yaklaştı biraz sevebildim ve dışardan bir ses geldi hemen bırakıp babamdır diye koştum dışarıya doğru… Oda neydi mağaranın girişinde büyükçe bir hayvan kükrüyordu benide görünce dahada fazla küktemeye başladı… Korkumdan dona kalmıştım benim üzerime geliyordu ve yavruların yanımdan geçip o hayvana doğru gittiği gördüm… O an gözlerim karardı yere düştüm… Bu süre zarfında ne oldu hiç hatırlamıyorum yavaş yavaş gözlerim açılıyordu… Yavrular üzerimde yüzümü yalıyordu bir an apalayarak birtane taşın dibine gittim ordan onları izliyordum… Bu bir ayıydı beyaz ve kocamandı korkudan kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu… Yavrunun birtanesi yanıma geldi oynaşıyordu ayı bana doğru bakıp kükredi ve yavru yanımdan ayrıldı… Biraz burda durdum kıpırdamadan bir müddet sonra ayı ayaya kalkıp mağaradan çıktı… Bende kalkıp ateş yaktıgım yere gittim ateş sönmüştü, tekrar yaktım yavrular hep yanımdaydı oynaşmak istiyorlardı benle.. Bende ise açlık ve üşüme vardı ateşte biraz ısındım çantadan birkaç yiyecek çıkardım karnımı doyurdum… Birazda yavrulara verdim korkup hafiflemisti ama ayı geri gelecek tedirginliği vardı… Yavrulara uğraşırken uyumusum.. Uyandığımda ayının pençeleri arasındaydım sıcacıktı yavrularla beraber bir anne şefkati içinde uyumustuk sanki… Elimi ayının kürküne sürmeye başladım sesi çıkmıyordu, bundan cesaret alarak yavaşça ayağa kalktım ve ateş yakmak için ilerlerdim… Ayıda kalktı ve mağaradan dışarı çıktı yavrular hala uyuyordu bende ateşi yakıp başına oturdum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir